Polyanna In Wonderland

emmacalzone:

hoplophilia:

Dragon’s Breath is a very gorgeous type of opal made into many types of jewelry.

WAAAANT

(Source: aasrial, via denizkokuluparfum)

instagram:

Radical Self-Expression at the Burning Man Festival in Black Rock City

To view more photos and videos from Black Rock City, explore the Burning Man location page, browse the #BM2014 hashtag and follow @missjessrose on Instagram.

“It’s way more than you can imagine,” says Jessica Rose Yurasek (@missjessrose), describing Black Rock City, the site of the annual Burning Man festival. Each year, a global tribe of artists, makers, and performers converge in Nevada’s Black Rock Desert, birthing a pop-up city of more than 60,000 “Burners” and their acts of radical self-expression.

In contrast to an inhospitable physical terrain, which ranges from scorching heat to torrential rain, Jessica sees Black Rock City as an inspirational place of generosity and creativity. The weeklong gathering culminates with the burning of a towering wooden effigy known at “the Man”, and then disperses, taking care to leave no trace in the desert.

“If we as humanity can build this,” she says, “then I have hope for our future.”

sciencesoup:

What’s up with all those giant volcanoes on Mars?
Mount Everest is an enormous and awe-inspiring sight, towering 9 kilometres above the Earth’s surface. But if you were to stick it on Mars right next to Olympus Mons, the largest volcano in the solar system, it would look foolishly small—Olympus Mons triples the height of Everest and spans the state of Arizona.
Mars is sprinkled with huge volcanoes, hundreds of kilometres in diameter and dozens of kilometres tall. The largest volcano on Earth, on the other hand, is Mauna Loa in Hawaii, which rises only 4 km above sea level.
So why is Mars blessed with these monsters of the solar system? Why doesn’t Earth have any massive lava-spewing structures?
Geology, my friends.
Earth’s crust is split up into plates that move and collide. Usually, volcanoes are formed at the boundaries where two plates meet, and one subducts below the other and melts in the heat below the surface. This melt rises as magma and causes volcanism.
But in some places on Earth, there are “hot spots” in the middle of plates, where magma rises up from the core-mantle mantle in plumes. When this magma is spewed up onto the surface, it cools and solidifies into rock, and over the years, the rock builds up and up. When plumes open out in the middle of the ocean, the magma builds islands.

Plumes are fixed, always pushing magma up to one spot, but the Earth’s plates don’t stop for anything. While the magma rises, the plates move over the hotspot—at a rate of only a few centimetres a year, but still, they move and take the newly-made volcanoes with them. So, gradually, the plates and volcanoes move on, while the plume remains in the same spot, building a whole new volcano on the next bit of the plate. As the plate moves on and on, the plume builds up a whole chain of islands, called island arcs. This is how the Hawaiian Islands were formed.

The island-volcanoes never get too big, because the plates keep moving onwards. On Mars, however, the volcanoes are enormous because the magma appears to keep rising, cooling and solidifying in the same place, taking its sweet time to build up colossal mounds of volcanic rock kilometres high.
So far, we’ve seen no volcanic arcs like we do on Earth, and this is generally taken as evidence that Mars has no tectonic plates.

sciencesoup:

What’s up with all those giant volcanoes on Mars?

Mount Everest is an enormous and awe-inspiring sight, towering 9 kilometres above the Earth’s surface. But if you were to stick it on Mars right next to Olympus Mons, the largest volcano in the solar system, it would look foolishly small—Olympus Mons triples the height of Everest and spans the state of Arizona.

Mars is sprinkled with huge volcanoes, hundreds of kilometres in diameter and dozens of kilometres tall. The largest volcano on Earth, on the other hand, is Mauna Loa in Hawaii, which rises only 4 km above sea level.

So why is Mars blessed with these monsters of the solar system? Why doesn’t Earth have any massive lava-spewing structures?

Geology, my friends.

Earth’s crust is split up into plates that move and collide. Usually, volcanoes are formed at the boundaries where two plates meet, and one subducts below the other and melts in the heat below the surface. This melt rises as magma and causes volcanism.

But in some places on Earth, there are “hot spots” in the middle of plates, where magma rises up from the core-mantle mantle in plumes. When this magma is spewed up onto the surface, it cools and solidifies into rock, and over the years, the rock builds up and up. When plumes open out in the middle of the ocean, the magma builds islands.

image

Plumes are fixed, always pushing magma up to one spot, but the Earth’s plates don’t stop for anything. While the magma rises, the plates move over the hotspot—at a rate of only a few centimetres a year, but still, they move and take the newly-made volcanoes with them. So, gradually, the plates and volcanoes move on, while the plume remains in the same spot, building a whole new volcano on the next bit of the plate. As the plate moves on and on, the plume builds up a whole chain of islands, called island arcs. This is how the Hawaiian Islands were formed.

image

The island-volcanoes never get too big, because the plates keep moving onwards. On Mars, however, the volcanoes are enormous because the magma appears to keep rising, cooling and solidifying in the same place, taking its sweet time to build up colossal mounds of volcanic rock kilometres high.

So far, we’ve seen no volcanic arcs like we do on Earth, and this is generally taken as evidence that Mars has no tectonic plates.

(via hyggehaven)

celiltr:

Heykeltraş bir babanın, kısacık hayatı boyunca tekerlekli sandalyeye mahkum olan oğlu vefat edince yaptığı mezar taşı..

celiltr:

Heykeltraş bir babanın, kısacık hayatı boyunca tekerlekli sandalyeye mahkum olan oğlu vefat edince yaptığı mezar taşı..

(via psdiex)

unutma-bahcesi:

”Ve insanlar Homeros’un cennetindekiler gibi, kucakladın mı kayboluyorlar. Hepsi birer gölge. Teneke bile değiller. Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına her şeyini atacaksın, zamanını, gururunu, dehanı. Ve kül olacaksın. İnsanlar ondan korkuyor, ondan yaşamıyorlar. Sonsuz karşısında cücenin korkusu.”-Cemil Meriç / Jurnal

unutma-bahcesi:

”Ve insanlar Homeros’un cennetindekiler gibi, kucakladın mı kayboluyorlar. Hepsi birer gölge. Teneke bile değiller. Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına her şeyini atacaksın, zamanını, gururunu, dehanı. Ve kül olacaksın. İnsanlar ondan korkuyor, ondan yaşamıyorlar. Sonsuz karşısında cücenin korkusu.”

-Cemil Meriç / Jurnal

(via fakiregan)

yagmuradam:

Vosvos buluşmasından.

puccaa:

Simdi bak.. #Repost from @ozgecan with @repostapp

puccaa:

Simdi bak.. #Repost from @ozgecan with @repostapp

Evet gta gibi yaşamaya karar verdim Bilgisayarda oynadığım zaman oyundaki karakterimin hayatı ne kadar eğlenceli oluyor diye düşündüm. dedim para var, araba var, ev var, karı var. sokakta herkes bundan korkuyor. dedim gerçek hayatda neden olmasınki amk? sonuçta oyundada polis var hayatdada ama zeka seviyelerine bakarsan ikiside aynı. oyundada politikacı var gerçek hayatdada ama zeka seviyelerine bakarsan oyundakiler daha zeki amk. hatta oyundaki siviller bile daha zeki amk. üzerlerine araba sürünce kaçıyorlar, kırmızı ışıkta duruyorlar. ulan kafama yattı gittim giydim paltomu, üzerimede bir ceket geçirdim oturdum görev bekliyorum. telefonumuda masaya koydum. İlk görev oğlum git ekmek al. Annem girdi içeri. masamın üstüne 4 lira bozuk para koydu. aldım parayı cebe. dedi git ekmek al kalanıylada kola al. güzel 3 lira bana kalıyor. ayağa kalktım ve annemin elini sıktım. olmuş bil dedim. konuşurkende ellerimi, kollarımı falan olabildiğince oynatmaya özen gösterdim. sonra bir sigara yaktım ve çıktım dışarı. baktım bizim komşu emekli ali abi renault clio arabasına biniyor. beni görünce gülümseyip selam verdi. kısa mesafe olmasına rağmen hızla koşarak yanına gittim. hey men, nice car! diye bağırdım. bu ne diyorsun oğlum iyimisin? diye sorunca suratına bir tane patlattım. bunun gözlükleri suratında parçalandı. daha sonra bunu kolundan tutup hızla kenara ittim. bu kaldırıma yuvarlandı. anahtarı aldım elinden bindim arabaya ve hızla gaza bastım. bu arkamdan eşşek oğlu eşşek, apartmandan attıracam lan sizi diye bağırıyor amk. Arabada son sürat gidiyorum amk. ne kırmızı ışığı takıyorum, ne yoldan geçen vatandaşı. baktım 70 yaşında bastonlu bir amca yoldan geçiyor. o an durmak istedim ama prensiplerimi çiğneyemezdim. niko olsa dururmuydu amk. amcaya doğru son sürat giderken amca duracağımı zannederek yüzünü bana doğru dönüp gülümsedi. son gördüğüm manzara buydu. büyük bir çarpma sesinden sonra dikiz aynasından amcayı yan mahalleye doğru uçarken gördüm. bir kaç km sonra bim toptan fiyatına parekende satış mağazasının önünde durdum. sertçe frene bastığım için öndeki arabanın kaportasına büyük hasar vererek durabildim. siktir et amk. indim arabadan girdim bimin içine. yürürken karşıma çıkan tam yağlı dost süt 1.99 tl yerine 1.50 kr tabelasına bir tekme patlattım. daha sonra çikolata rafının karşısına geçip çikolata paketlerini yumruklamaya başladım. her şey yere düştü. çevremdeki teyzeler ve çalışanlar falan anlamsız gözlerle bana baktılar. ben koşarak dolaptan ekmeği aldım ve kolumun altına koydum. daha sonra girdiğim kapıyı tekmeleyerek tekrar çıktım. Arabaya bindim. gene gazı köklüyorum. arabanın ön tarafı içine göçmüş. dikiz aynasının biri yok. bi baktım ekip otosu park etmiş yanda beni görünce açtılar sireni amk. bunlar peşime takılınca bende gazlamaya başladım. bunlar mikrofondan dur falan demeye başladılar. dedim tommy vercetti olsa napardı amk. sonra girdim ana caddeye bunlarda hala peşimde baktım önde iki polis arabası barikat yapmış. ben hızla girdim arabaların arasına polisler kaldırıma kaçtılar. arabalar büyük hasar gördü. bende direksiyon hakimiyetini kaybettim araba ters döndü amk. baktım bunlar koşup etrafımı sardılar. indim arabadan yüzümde çizikler, kolumdada bir ağrı vardı belliki çatlamış. ben ağrı sızı dinlemeden zıplaya zıplaya kaçmaya başladım amk. polisin teki geldi boynumdan tuttu yere devirdi beni diğer ikiside joblamaya başladı. sanırım bi 3 yıldız olmuşum amk silahım olsa kaçardım. Bunlar beni yaka paça karakola götürdü. sorgu odasına girerken hey man! you are police! diye bağırdım. bunlar beni döverek sorgu odasına soktular. girerken cebimdeki çakıyı falan aldılar. amir girdi içeri. dedi manyakmısın oğlum sen? cevap bile veremedim. o an mission failed yazısı belirmişti gözümün önünde. ağlamaklı oldum. bu bana geldi bir tane patlattı. dedim pes etmek yok. carl olsa böyle yapmazdı diyerek ayağa kalktım. amiri tutup ittim bu sandalyeye takılıp yere yuvarlandı. benden böyle aptalca bir saldırı beklemiyordu. hemen silahını aldım ve amirin başına dayayarak dışarı çıktım. polisler beni görünce silahlarını çıkarttılar. bırak onu falan. dedim ekmeği getirin lan bana. hangi ekmeği? bimden aldığım ekmeği getirin! diye bağırdım. bunlar yırtılmış poşetin içinde ekmeği getirdiler. o anda ağlayarak annem girdi içeri. oğlum ne işin var burda? diye bağırıyordu. ben ekmeği ona vermelerini söyledim. annem ekmek poşetini anlamsız gözlerle eline alınca kahkaha attım. başarmıştım. kazanılan para 3 lira. görev tamamlandı. Gözümü açtığımda hastanedeydim amk. tek hatırladığım polislerin silahımı elimden kapıp beni sorgu odasına tekrar götürmeleri ve saatlerce dayak yemem. etrafıma bakındım hey man! nerdeyim diye sordum amk? hala oyundan vazgeçmedim. hemşire geldi bakırköy ruh ve sinir hastalıklarında olduğumu söyledi. dedim ben deli değilim amk çöz beni orospu. bu eline iğneyi alınca fuck you bitch! diye bağırdım. iğneyi batırdı gözlerim yavaşca kapanmaya başladı. görüş açımın sol üst tarafında siyah bir kare içerisinde yazılar gördüm. “karakola girdiğinizde polisler silahlarınızı ve paranızın bir kısmını alır. rüşvet vermek zorunda kalırsınız. çıktığınız zaman yıldızlarınız söner. yıldız azaltmak için gizli noktalardaki yıldız simgesini alabilirsiniz” dedim senin amına koyim. şimdimi söylüyorsun bunu amk. Neyse amk 1 ay sonra ben akıl hastasıdır raporuyla hastaneden çıktım. babam ve annem yanımdaydı. bana acıyan gözlerle bakıyolardı amk. ben dedim oğlunuz diaz olacak siz hala inanmıyorsunuz. hastanenin kapısından tam çıkarken ben olduğum yerde durdum. babam döndü yürüsüne lan diye bağırdı. oyundada hastanenin çıkışında bir süre bekletiyordu. gözümü kapadım. sol üste siyah kare geldi tekrar. “hastaneden çıkarken bir miktar paranız gider. kalp simgelerine tıklayarak sağlığınızı arttırabilirsiniz. ambulans görevi için bir araç bulup 2`ye basın” sonra olduğum yerde bir kaç kere zıplayıp yürümeye başladım. o anda babam kemerini çıkarmış bırak öldüreyim şu it oğlu iti diye bağırıyordu. annem yapma bey diye yalvararak babamı tutuyordu. sinirlenmiştim. babamın yüzüne bakıp fuck you! diye bağırdım. kel kafasına bir tane patlattım. sonra hızla yandaki ambulansa doğru koşmaya başladım. Bindim ambulansı açtım sirenleri gidiyorum amk. arabalar çekiliyor önümden. avcılar tarafında bir silah dükkanına gittim. ambulansıda sirenleri açık şekilde dükkanın önüne çektim. girdim içeri dedim bana bazuka ver. adam dedi dalgamı geçiyorsun sen benle. dedim yoksa ak47 falan ver. bu ruhsatın varsa deagle verebilirim dedi. sinir oldum amk. malikane basıcam ben ufacık silahlamı çatışayım. girdim içerde dolanıyorum. baktım beyzbol sopası. aldım bunu elime dedim bunu alıyorum. adam geldi 30 lira dedi. bunun suratına indirdim sopayı yere yığıldı. bir kaç silah alıp ambulansın bagajına koydum. sonra görev yerime doğru gitmeye başladım. Mahalleye geldim. bizim bakkalın önünde durdurdum ambulansı. bagajdan aldım tüfeğimi elime girdim içeri. beni görünce şükrü amca ayağa kalktı. hoşgeldin evladım falan diyor. bide yüzünde aptal bi gülümseme. dayadım silahı bunun alnına göt gibi kaldı. sonra bırak şakayı oğlum ne istiyosan söyle işim gücüm var oyalama beni dedi. itti silahı eliyle. nerden aldın bunu kırtasiyedenmi diye sordu bide. lan ben dellendim. sıktım bunun bacağına bi tane. bu bağırışlar içinde hayvan oğlu hayvan diye bağırıyor. dedim kasadaki bütün paraları koy masaya. bu kasadan 50 lira çıkarıp attı önüme. dedim bu kadarmı amk. dedi süpermarketler küçük esnafı bitirdi biliosun. neyse aldım parayı koydum cebime. sonra raflardaki çubuk krakerlere falan nişan alıp sıkmaya başladım. silah sesini duyan komşular bakkalın önüne toplandılar. şimdi ne yapcağımı biliyorum amk. Çıkardım sol cebimden el bombasını. çektim pimini. salladım dışarı amk. amcalar, teyzeler nasıl kaçışıyor. bu büyük bir gürültüyle patladı. baktım helikopter sesi falan geliyor. polis sirenleri falan. şükrü amca eğilmiş ellerini başının üstüne koymuş. please! don`t shot me! diye bağırıyor. ulan yaşlı başlı adamsın. benim yaşımda çocuğun var amk. kurduğum cümleyi sikeyim. taradım bunu beş dakika falan. baktım polisler bakkalın çevresini sardılar. her yer polis arabası. çatışma başladı. kapana kısıldım amk. sonra merminin teki sağ omzuma isabet etti. kalktım ayağa aspirine diye bağırıyorum. baktım hala kanıyor. korsan cd ondanmı acaba amk. ulan koşarak çıktım dışarı. polisler bana ateş ederken ben bağırarak koşuyorum. helikopter havadan ışık tutuyor bana. kanlar içinde yere düştüm. wasted yazısını görür gibi oldum amk. sonra gözlerim karardı. cehennemin dibini boyladım. keşke eve uğrayıp mutfakta kaldığım yeri kaydetseymişim amk.

dingdongbitchess:

lazyqueenn:

izmireasikdumanist:

uzaylizekiye:

sis-reyis:

Sis Reyis is Back !

abi favoriim :D:dD:dd

ahah bu nedir abi :sdfd

gülmekten okuyamadım amk dksljfkldsjfksldjfklsdjfkdfskdjfkds

öldüm gülmekten zhxsgsdlfkghfdfds 

(via beingwhovian)

martiyasikolmusbalik:

Ama ben boyle seylere cok uzulup butun oyuncaklarimi vermek istiyorum.

(Source: dieorfree, via miniminibirkedipipinimiyedi)

mesutmacutay:

"Sorarlarsa ‘ne iş yaptın bu dünyada?’ diye, rahatça verebilirim yanıtını: ‘Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasına doğdum ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından…""Kinyas ve Kayra"

mesutmacutay:

"Sorarlarsa ‘ne iş yaptın bu dünyada?’ diye, rahatça verebilirim yanıtını: ‘Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasına doğdum ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından…"

"Kinyas ve Kayra"

(via metaldinleyenzombi-deactivated2)

Lütfen Ondan Nefret Edin!

Ondan nefret edin. Bunu yapabilirsiniz çünkü o bunu sonuna kadar hak etti.
Önce ona aşık olmanıza neden oldu, sonra da defoldu gitti. Evet, ondan nefret edin.
Tamamen yalnızlığa alışmışken siz, gelip biz olmanın ne kadar güzel olduğunu hatırlattı ve bunu hiç yapmamış gibi korkup kaçtı.
Ondan nefret edin.
Ondan nefret edin ki bir daha kimseye güvenmemeniz gerektiğini her seferinde hatırlayın.
Aklınızın iplerini kimse için elinizden bırakmamanız gerektiğini asla unutmayın.
Ondan o kadar çok tiksinin ki bir daha kimseyi sevmeniz gerekmediğini, yalnız başınıza da çok mutlu olabileceğinizi hiçbir zaman unutmayın.
Sırtını dönüp gidebiliyorsa zaten hiç sevmemiş olduğunu asla aklınızdan çıkartmayın.
Onu düşünmekten öyle bir vazgeçin ki aklınıza geldiğinde mideniz bulansın.
Resimlerinin üzerine kusmak isteyin.
Yüzüne tükürmek isteyin.
Nefret edin ondan.
Bütün kininizi suratına çarpın.
Sanki hiç sevmemişsiniz gibi nefret edin.
Yüzünü bir şeytan görsün isteyin.
Allah’a yakın size uzak olsun.
Söylediği her şeyin yalan olduğunu hatırlayın! Sizin söylediklerinize de asla inanmadığını bilin!
Seni seviyorum dediğiniz halde bunun yalan olduğunu, sizin de yalancı olduğunuzu düşündüğünü aklınıza kazıyın.
Sizi asla hak etmediğini, hak etse şimdi yanınızda olacağını düşünün ve nefret edin ondan!
Sıkıyorsa edin!

Şimdi çekilebilirsiniz.